Basında Biz | Röportajlar


TELEKOM TELEPATİ Haziran 2007 - Fatma AĞAÇ / 01.06.2007
PTT Genel Müdürü Osman Tural, 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimlerde aday olan milletvekillerine çağrıda bulunarak, adayların “kişisel pul” bastırarak seçmenlerine kendi fotoğraflarının yer aldığı pullarla gönderi ulaştırabileceklerini söyledi. Pulculuğa yeni bir boyut getirmek ve posta idarelerine kaynak yaratmak amacıyla başlatılan “kişisel pul” hizmeti, Türk pulculuğuna da yeni bir boyut kazandırdı. PTT Genel Müdürü Osman Tural, 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimlerde aday olan milletvekillerine çağrıda bulunarak, adayların “kişisel pul” bastırarak seçmenlerine kendi fotoğraflarının yer aldığı pullarla

gönderi ulaştırabileceklerini söyledi. Tural, Kişisel ve Kurumsal Pul Projesi ile kişilere ve kurumlara kanunlara, genel ahlak ve adap çerçevesine uygun, devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı olmamak kaydıyla pul bastırma imkanı sağladıklarını kaydetti. Tural, kişi ve kuruluşların parasını ödemek şartıyla istedikleri objeleri pul olarak bastırabildiklerini sözlerine ekledi. Projenin 2005 Ekim tarihinden beri uygulamada olduğunu ifade eden Tural, şimdiye kadar gerçek ve tüzel kişilerin 723 bin 3 adet pulunu bastıklarını ve 827 bin YTL gelir elde ettiklerini belirtti. Tural, seçim döneminde siyasilerin de ilgisini beklediklerini vurgulayarak, “Milletvekili adayları kendi pullarıyla seçmenlerine gönderi ulaştırmak isterler sanıyorum” diye konuştu. Tural, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Çeşitli ülkelerde pulculuğa yeni bir boyut getirmek ve posta idarelerine kaynak yaratmak amacıyla başlatılan “kişisel pul” hizmeti, Türk Pulculuğu'nda bir yenilik olarak PTT'nin 165'inci kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde 25 Ekim 2005 tarihinde uygulamaya konulmuştur. Bu uygulama kapsamında gerçek ve tüzel kişiler tarafından gönderilen görsel objeler pul olarak basılıyor ve gerek hatıra amaçlı gerekse postada kullanılabiliyor. Söz konusu objeler (Kuruluş yıldönümünü kutlamak, belli bir olayı anmak, ticari bir ürünün tanıtımını yapmak, doğum günü, evlilik yıldönümü, anneler günü, babalar günü, mezuniyet töreni, hatıra, v.b.) amaçlı olabiliyor.” Tural, vatandaşların “Kişisel Pul” hakkında, ( http://www.ptt.gov.tr ) adresinden bilgi alabileceklerini hatırlatarak, “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı:

Son yıllarda PTT'de yaşanan değişikliklerden ve gelişmelerden sözeder misiniz? PTT şu an nasıl bir kurum?
2003'ten sonraki süreci bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Öyle de değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2003 yılından itibaren PTT Genel Müdürlüğü olarak bizim yapmış olduğumuz en büyük değişiklik; aslında iş yapma; PTT'nin hizmetlerini sunma anlayışında yapmış olduğumuz bir değişiklik. PTT klasik bir kamu hizmeti sunan kuruluş olmaktan; özel sektör anlayışına göre hizmet sunan bir kuruluş olma yolunda önemli mesafeler kat etti. Eskiden tüm kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi PTT'den de hizmet alma zorunda olan; bir vatandaş grubu vardı. Kamu hizmeti sunan bir kamu iktisadi kuruluşuyuz. Klasik kamu hizmeti sunma anlayışından; müşteri odaklı, vatandaşı müşteri olarak gören hizmet anlayışına geçtik. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları hizmetleri, özel sektör mantığıyla sürat, kalite ve güven ilkeleri çerçevesinde vermeye çalışıyoruz. PTT, 1995'li yıllarda Telekom'dan ayrıldı; Telekom yükselen değer; Posta kısmı bu yükselen değerin yanında hep kıyıya köşeye itilmiş veya kaybolmaya yüz tutmuş bir bölüm. Telekom çıtayı yükselterek giderken, Posta ayrıldıktan sonra adeta kendi kaderine terk edilmiş; olsa da olur olmasa da olur anlayışıyla hizmet sunuyor durumda bırakılmıştı. 2002 yılına geldiğimizde geliri giderini karşılamakta zorlanan; ancak başa baş yetme durumunda olan; sunduğu hizmetler klasik, modernizasyondan, mekanizasyondan ve otomasyondan uzak kalmış bir kurum. Tabi böyle olunca, çalışanlar da mevcut duruma kendilerini uyarlamışlar. Tabi bu çalışanlar açısından bir eksi değil; yani bir motivasyon, bir ileriye doğru bakış; vizyon, misyon eksikliği var. Zaten karışan görüşen de yok; vatandaş zaten gelir hizmet alır mantığıyla bakılıyor. Tabi önce bir kurumsal kimlik çalışması yapıldı. Bu kurum nedir? Neler yapabilir? Personelimize bir özgüven tazelemesi yoluna gidildi. Personel güven tazeledi, kendine olan güvenini yenilemiş oldu. Değişimler; dışarıya da yansıyacak şekilde logomuzu değiştirdik. Logo değişikliği bizim iç değişimimizin dışarıya vurumu olarak algılayabileceğimiz bir şey. O değişimle birlikte hizmetlerimizi de gözden geçirdik.

Yeni anlayışla birlikte hizmetler nasıl verilmeye başlandı? Hizmet çeşitliliği arttı mı?
Bizim iki tür hizmetimiz var. Biri klasik posta, bir diğeri de paralı posta hizmetleri. Değiştik demekle değişiklik olmaz. Bu değişikliği vatandaşa ve personele yansıtmamız gerekiyordu. Burada parasal posta alanında, Mart 2004 tarihinden itibaren PTT Bank kavramı ile paralı posta hizmetlerimizi sunmaya başladık. Tabi değişimimizin en önemli projesi PTT Bank Projesi'ydi. PTT Bank değişimin simgesel anlamda, işlevsel anlamda yansıması. PTT Bank Projesi'nde yaptıklarımızı üç ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan birincisi; PTT bilgisayar çağında yaşadığımız bir dönemde; bilgisayar teknolojisini kullanmaktan imtina eden bir kuruluştu. Aslında 95'li yıllardan itibaren otomasyon projesi başlamış. Ama değişik nedenlerle 2003 başına geldiğimizde yalnızca 707 büyük merkezimizle sınırlı kalmış. Otomasyon sistemi var diyorsunuz ama, 707 merkezle sınırlı. Tüm işyerlerinizi otomasyon sitemine dahil etmediğiniz müddetçe otomasyondan bahsedebilmeniz mümkün değil. Bir yerde işlemi bilgisayardan yapıyorsunuz; ama bir noktaya geldiğinizde onu tekrar manuele döndürdüğünüzde, o otomasyon ortamında yaptığınız işlem manuel oluyor. Çünkü sürecin bir bölümü otomasyona açık olmayınca, oradan itibaren tekrar yavaşlık ve kayıtsızlık devam ediyor. Ülke genelinde 3 bin 100'e yakın merkez ve şubemiz var. 95'li yıllarda bu projenin başladığını var sayarsak, 2002 sonuna kadar 7 senelik bir süreç içerisinde 707 işyeri otomasyona açılmış. Biz PTT Bank'la özellikle kırsal kesimdeki vatandaşlarımızın finansal alanda ihtiyaç duyduğu hizmet boşluğunu ortadan kaldırdık. 2000'li yıllarda ülkede bir ekonomik kriz yaşandı. Bu ekonomik krizin sonucunda bankalar şubelerini özellikle küçük yerlerde kapatma yoluna gittiler. Onlarında politikası şuydu; küçülerek büyüme. Çünkü şube masraflı bir iş. Dolayısıyla ülke genelinde bizim tespitlerimize göre 50 tane ilçe yaklaşık 850'nin üzerinde belde de hiçbir finans ve bankacılık alanında faaliyet gösteren bizim dışımızda bir kuruluş yoktu. Öyle olunca bankacılık ve finansal alanındaki hizmetleri yürütecek, vatandaşların ihtiyaçlarını giderecek bir kuruma ihtiyaç vardı. PTT Bank önceki Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın da üzerinde önemle durduğu bir proje olarak; bize hedef gösterdi, bunlar yapılsın dedi. Biz PTT Bank Projesi'ne bu anlamda bağlandık ve ilk etapta ülke genelindeki tüm merkez ve şubelerimizin otomasyon altyapısına kavuşturulmasını sağladık. Şu anda bizim 3 bin 59 merkez ve şubemizin otomasyon altyapısı tamamlandı. Ankara'da Ulus'taki hizmet ne ise, Hakkari'de Çukurca'daki hizmette aynı olacak şekilde otomasyon altyapımızı tamamladık. Otomasyon altyapımızın tamamlanması da yeterli değildi. Otomasyon sisteminden yapacak olduğumuz iş ve işlemler de önemliydi. 2002 sonunda işbirliği yaptığımız veya işini yaptığımız kurum ve kuruluş sayısı yalnızca 7 iken, otomasyon sisteminin tamamlanmasına paralel olarak işbirliği yaptığımız kurum ve kuruluş sayısını da artırma yoluna gittik. Bu gün itibariyle biz, 90 ayrı kurum ve kuruluşun işini bu otomasyon sistemi üzerinden yapıyoruz. Bunların iş ve işlemleriyle ilgili sayı da 106. Yani 90 kuruluşun 106 çeşit işini biz bu otomasyon sistemi üzerinden yapıyoruz. İkinci aşamamızda da işbirliği yapılan kurum ve kuruluş sayısını artırmaktı; 7'den 90'a çıkmış oldu. PTT Bank Projesi'nin üçüncü aşaması ise gene bir kavram belirledik ve dedik ki, biz artık bankacılık yapıyoruz. Birimlerimizi, merkezlerimizi, şubelerimizi de bu bankacılık olgusuna uygun; mekansal ve işlevsel anlamda düzenlememiz gerekiyor. Öyle olunca 2004 yılından itibaren iş yerlerimizin bu kavrama uygun olarak yenilenmesi çalışmasına başladık. İlk bitirdiğimiz yer Ankara Ulus'taki şubemizdi. Ülke genelinde 2006 sonuna kadar 221 işyerimizi bitirdik. Bugün de bu rakam 311 oldu. Bu senenin sonunda 911 rakamına ulaşacağız. Bu ne sağladı; bir insanlara daha rahat mekanlarda hizmet alma şansı sağladı. İki personele de daha iyi mekanlarda hizmet sunabilme imkanı getirdi. Bu hem personel motivasyonu hem de müşteri memnuniyeti açısından son derece önemliydi. Kavrama uygun olarak numaratörler koyarak işlemleri çabuklaştırdık. Bunun yansıması çok güzel oldu. Bizim 2002 sonunda otomasyon sistemi üzerinden yapmış olduğumuz işlem sayısı aylık 2 milyon 500 civarında idi. Bugün yapılan işlem sayısı aylık 18 milyona yaklaştı. Bu otomasyon sistemi sayesinde ve kurumlarla yapmış olduğumuz işbirliği neticesinde ulaştığımız rakam. Geçen yıl 60 katrilyon Lira'lık paranın tahsilatı, ödemesi ve diğer işlemleri bizim üzerimizden gerçekleşti. Bu bizim tahsilat merkezi haline geldiğimizin bir göstergesi. Parasal posta ve PTT Bank Projesi'yle bunu gerçekleştirdik.

Klasik posta hizmetlerinde neler yapıldı? Hangi projeler uygulamaya konuldu?
Klasik posta hizmetleri PTT'nin asıl ana hizmetleri. Mektuptan koliye, küçük paketten telgrafa kadar posta alanındaki bütün iş ve işlemler otomasyon sistemi üzerinden yapılmaya başlandı. Kayıtlı posta hizmeti dediğimiz hizmeti de otomasyon sistemi üzerinden veriyoruz. Otomasyona açık tüm işyerlerimizin tamamı kayıtlı madde otomasyonuna açık. Nedir bu kayıtlı madde otomasyonu; bizim kayıtlı gönderiler dediğimiz APG, tebligat, taahhütlü gönderiler, küçük paket ve koliler personelimiz tarafından kabul edildiği andan itibaren otomasyon sistemi üzerinden teslimine takip ediliyor. Hem de müşterimize verdiğimiz barkod numarasıyla İnternet sitemizin takip bölümüne girdiğinde kendi gönderisinin nerede olduğunu; geciktiyse nerede takıldığını takip edebiliyor. Bunun için potacılara el terminali alıyoruz (el bilgisayarı). Bu el bilgisayarı ile postacımız gönderiyi teslim ettiğinde vatandaşın imzasını bile alabilecek. Teslim eder etmez, sisteme otomatik olarak girecek. İhalesini yaptık. Yeterli teklif olmadığı için yenilemek zorundayız. İkinci ihaleyi yapıyoruz. 3 bin 500 civarında el bilgisayarı alıyoruz. Kayıtlı maddeyi dağıtacak tüm personelimizin elinde el bilgisayarı olacak. Kayıtlı madde taşımayan personele el bilgisayarı verilmeyecek. Böylece hizmette bir nevi uzmanlaşmaya da geçmiş olacağız. Klasik posta hizmetlerimizde yeni bir uygulamamız daha var; “Alo Post Kapıdan Kapıya Teslim Hizmeti.” Bu hizmeti önce üç ilde başlattık. daha sonra altı ile yaydık. Şu anda da 26 ilde uyguluyoruz. Bu 26 il, Türkiye'nin posta trafiğinin yüzde 70'ine sahip olan iller. Bize İnternet üzerinden veya 169 numaralı telefonu aramak suretiyle vatandaş ne tür bir gönderisi olduğunu bildiriyor, personelimiz de arabayla gelip alıyor. Aynı il içerisinde en geç 4 saat, başka iller arasında da 24 saatlik teslim garantisiyle sunmuş olduğumuz bir hizmet. Kapıdan kapıya teslim 2003'de 9 bin adetken, 2006 sonunda 154 bin adete çıkmışız. Bu hizmetimiz diğer hizmetlerimize göre pahalı bir hizmet ama kaliteli hizmet sunarsanız nitelikli hizmete nitelikli ücret alabilirsiniz. Telgraf hizmetinde e-telgraf dönemini başlattık. İnternet üzerinden veya 141 telefonla haber verme servisi. Vatandaş telgrafın şeklini bizim sistemimizden konusuna göre belirliyor. Elektronik ortamda biz o telgrafları gönderiyoruz. Telgraflarla ilgili çalışmamız devam ediyor; elektronik imzanın kullanılması da söz konusu olacak telgraflarda. Klasik posta hizmetlerinde dağıtımdaki gecikmeleri önlemeye yönelik çalışmalarımız var. Bununla ilgili “Posta Hatlarının Optimizasyonu” diye bir program geliştirdik. O program sayesinde mektup hangi yolla ve hangi araçla giderse en kısa sürede ulaşırla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul Avrupa Yakası'ndaki AVPİM dediğimiz Posta İşleme Merkezi'nin mekanizasyonu ile ilgili projemiz devam ediyor. Mektup ayrımının artık elle yapılmasını ortadan kaldıracak bir proje. Üzerinde çalıştığımız bir diğer bir projemiz de; posta çeki iş ve işlemlerine ilişkin kağıt kartların yerine cipli kartları kısa sürede uygulamaya koyacağız. ATM cihazları gibi parasal posta işlemlerinin yapılabileceği insansız hizmet sunan makinelerle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 4-5 merkezde pilot olarak uygulayacağız. Sonra yaygınlaştırma yoluna gideceğiz. Bir de bütünleşik posta (hibrit mail) projemiz var; dağıtımla ilgili problemleri kökten kaldıracak bir proje. Bize toplu gönderi veren kuruluşlar olmak üzere müşterilerimizin gönderilerini elektronik ortamda ülke genelinde kurulacak 5 baskı merkezinde toplu olarak basıp, her mektubun dağıtımını kendi bölgesinde gerçekleştireceğiz. Fizibilite ve şartname hazırlıkları tamamlandı. Müşterilerden garanti alabilirsek; hizmeti başlatacağız. Vatandaşa sunduğumuz hizmetleri daha kaliteli, daha süratli bir şekilde sunacak olmanın yollarını, çarelerini arıyoruz. Bu yönde çaba gösteriyoruz. Tabi burada 30 binin üzerinde PTT çalışanın alın teri var. Siyasi iradenin desteği var.

PTT zarar eden bir kurumdan kar eden bir kurum konumuna geldi. Mali tablolarınız nasıl? Açıklayabilir misiniz?
PTT Genel Müdürlüğü olarak 2006 yılını 203 milyon YTL karla kapadık. 2002 sonunda 11 milyon YTL kar var; ama bu karın büyük bir bölümü döviz ve faiz gelirlerinden. Bu dönemde hem dövizde hem de faizle ilgili gelirler durağan kalmasına rağmen yaptığımız iş ve işlem paylarındaki artış neticesinde karımızı artırdık. Bu dönemde (2003 Ağustos'unda) posta hizmetlerine bir kez zam yaptık. Bu tarihten sonra posta hizmetlerine hiç zam yapmadık hatta belirli kalemlerde indirim yaptık. Buna rağmen hem gelirimiz, hem karımız artarak devam etti. Üzerinde önemle durmak istediğim konu gelirimizdeki artış. Karlılık şu ya da bu şekilde sağlanmış olabilir. Ama gelirdeki artış hepsinden daha iyi sonuçlar verir. 2002'deki gelirimiz toplam 569 milyon YTL 2006 sonundaki gelirimiz ise, 1 milyar 108 milyon YTL. Yani iki kata yakın bir artış sağladık. PTT otomasyon sistemi geç kuruldu. PTT otomasyon sistemi zamanında tamamlanmış olsaydı; biz şimdi çok daha başka projeleri uygulamaya koyuyor olurduk.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaptığınız yatırımdan ya da birlikte yürütülen projeler varsa onları anlatır mısınız?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ayrı bir devlet. Kıbrıs Posta İdaresi bizden bir talepte bulundu. Kayıtlı Otomasyon Sistemi'ni biz de kurmak istiyoruz dedi. Tüm otomasyon sisteminde kullandığımız yazılımlar bizim personelimiz tarafından geliştirilen yazılımlar. Bizim Kayıtlı Otomasyon Sistemimizi kendilerine uyarladılar. Ulaştırma bakanlarımız tarafından bir işbirliği protokolü imzalandı. 2007 Ekim sonuna kadar bizdeki sistemin benzeri Kıbrıs'ta kurulmuş olacak. Dolayısıyla, Kıbrıs'la-Türkiye arasında hem kayıtlı gönderilerin takibi hem de otomasyon sistemiyle para nakli çok rahat bir şekilde yapılabilecek. Sistem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sistemi olacak. Biz teknik destek vereceğiz. Yazılımın dışındaki diğer masraflar Kıbrıs Posta İdaresi'nce karşılanacak. 200 bir Dolar harcama yapılacak. Bizim programın değeri de, dışarıdan satın almış olsalar 600 bin Dolar civarında.
Kıbrıs'ta ASPOS dediğimiz 5 tane merkez ve 5 şubemiz var. Askeri posta hizmeti veriyor.

PTT'nin uluslararası işbirlikleri var mı? Uluslararası projelerde yer alıyor musunuz?
Uluslararası olarak Dünya Posta Birliği (UPO) diye bir üst kuruluş var. Para naklinde de Avrupa Birliği ülkelerinin kurmuş olduğu bir sistem var. Biz de bu sistemin içerisinde yer alıyoruz. Uluslararası Para Transferi (Euro) yapılabiliyor. Western Union diye dünya çapında bir oluşum var. Bankalarla birlikte onun da üyesiyiz. 200'den fazla ülke bu sistemi kullanıyor. Dünya Posta Birliği'nin hem posta hem de parasal posta alanında geliştirmiş olduğu belli standartlar var. Uluslararası ilişkiler, UPO'nun koymuş olduğu kurallar çerçevesinde yürüyor. Ama bu sistem, başka ülkelerle ikili ilişkiler geliştirmenize engel değil. Kuzey Kıbrıs'la yaptığımız gibi. Rusya'yla para transferine ilişkin bir işbirliği yaptık. Bir de IPS sistemi var. Ülke içerisindeki kayıtlı otomasyon sisteminin uluslararası takibiyle ilgili. Biz bu sistemi de kendi sistemimizle birleştirdik ve kullanıyoruz. Bizim sistemimizi merak eden ve öğrenmek isteyen ülkeler olduğunda; gerek Türk Cumhuriyetleri gerekse diğer ülkelere sunuşlar yapıyoruz. En son Litvanya'ya PTTBank'la ilgili neler yaptığımıza ilişkin bir CD hazırladık ve gönderdik.